‘Dünyanın en güçlü kadını’

SERVET YILDIRIM – Dünya Kadınlar Günü her yıl olduğu gibi geçen hafta 8 Mart’ta kutlandı. Kadının işgücüne ve yönetime katılımının önemi üzerine konuşmalar yapıldı; 9 Mart’ta açıklamalar hız kesti; 10 Mart’a bir şey kalmadı. Bu yazı ise gecikmiş bir dünya kadınlar günü yazısıdır. Kadınların iş hayatında ve yönetim kademelerinde neden önünün açılması gerektiğini örneklerle açıklamayı amaçlayan bir yazıdır. Dünya ekonomisine bir dönem üç kadın damga vurmuştu: Almanya Başbakanı Angela Merkel, ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Janet Yellen ve IMF Başkanı Christine Lagarde.

Bu efsane üçlüden Merkel 16 yıl başbakanlık yaptıktan sonra görevi 2021 sonunda bıraktı. Geçmişte Fransa’da çeşitli bakanlıklar yapan Lagarde ise 8 yıl IMF’yi yönettikten sonra 2019 sonunda Avrupa Merkez Bankası’nın başına geçti. Fed’i 4 yıl yönettikten sonra Yellen ise 2021 yılından bu yana Amerikan Hazinesi’ni yönetiyor.

Üçü de çok başarılı; üçü de çok etkileyici özgeçmişlere sahip. “Hangisi daha güçlü” ayırmak zor ama Yellen için dünyanın “en güçlü kadını” diyenlerin sayısı çok daha fazladır. Belki de doğrusu dünyanın “en güçlü bürokratı” olmalıdır. Janet Yellen, bu unvanı kolay elde etmedi. Üzerinde yıllarca çalışılmış ve son damlasına kadar hak edilmiş bir unvandır bu. Onun hikâyesi hâlâ kadın erkek ayrımı yapanlara, kadının iş yaşamında önünü tıkayan anlayışa karşı güçlü bir örnektir.

Hep ilkleri yaptı…

Bugün 77 yaşında olan Amerikan Hazine Bakanı Yellen “ilk”lerin kadınıdır. Liseden okul birincisi olarak mezun oldu. Yale’de doktora yaparken, sınıftaki tek kadındı. Harvard’da ders verirken üniversitedeki tek kadın ekonomi profesörüydü. Dünya finans sisteminin en kritik koltuklarına oturan ilk kadın o oldu.

Mesela Beyaz Saray’ın Ekonomi Danışmanları Konsey’i önemli bir organdır. Bu konseyin ilk kadın başkanı Janet Yellen’dir. Amerikan Merkez Bankası küresel finans sisteminin kutup yıldızıdır. Bu bankanın ilk kadın başkanı Janet Yellen’dir. Amerikan Hazinesi sınırların ötesinde küresel etkisi ve gücü olan bir bakanlıktır.

Tam 233 yıllık geçmişi olan bu bakanlığın ilk kadın bakanı Janet Yellen’dir. Yellen bugün 87.000 çalışan ve devasa bir bütçeyi yönetiyor ama onunda ötesinde küresel ekonomiye yön veriyor.

Dünyanın ipi ‘Yellen Teyze’nin elinde…

Bilen biliyordu ama dünya onu Fed başkanlığı yaptığı dönemde tanıdı. Nur içinde yatsın, rahmetli Güngör Uras “Dünyanın ipi ABD Merkez Bankası Başkanı Janet Yellen Teyze’nin elinde. İpi gevşetirse ABD dışında yaşayanlar rahatlayacak. İpi çekerse ABD dışında yaşayanlar hapı yutacak. Dünya, Yellen Teyze’nin eline bakar durumda… Yellen Teyze nerede? Ayşe Hanım Teyzem nerede? Arada kilometrelerle mesafe var. Birbirlerini tanımıyorlar, birbirlerinden haberleri yok ama birinin ettiği, öbürünü vuruyor” demişti.

Paul Volcker, Alan Greenspan ve Ben Bernanke ile Amerikan Merkez Bankası’nın tarihine en çok damga vurmuş dört başkandan biridir. Yellen Fed’de farklı zamanlarda farklı pozisyonlarda çalıştı. Önce ekonomist olarak görev yaptı. Hatta kocası ile bu dönemde Fed yemekhanesinde tanıştı. Bill Clinton 1994’te Yellen’i Fed Guvernörler Kurulu’na atadı. 2004 yılında ise San Francisco Fed başkanlığına getirildi. Yani Fed’e başkan olmadan önce Fed’i çok iyi tanımıştı; ideal Fed başkan adayıydı.

Kırıp dökmeden yönetti

Yellen’i Fed başkanlığına 2014 yılında Barrack Obama getirdi. O ise oldukça kritik ve sorunlu bir zamanda Fed’i başarıyla yönetti. Ne ekonomiyi fazla ısıttı, ne enflasyonu şişirdi. Parasal sıkılaşmada ve faiz artırımında oldukça kontrollü gitti. Hatta bu nedenle başkanlık seçimi öncesi Trump’ın hakaretlerine ve suçlamalarına maruz kaldı. Yellen o dönemde hem Trump’ın kendisine yönelttiği eleştirilerle boğuştu; hem de Fed Başkanı olarak “züccaciye dükkânındaki umursamaz fil”i oynamak yerine ustaca bir hassaslık ile kırıp dökmeden işi götürdü.

Eğer o dönemde Türkiye gibi dış finansman bağımlısı olan ekonomiler sermaye çekebildiyseler bunu bir ölçüde Yellen başkanlığındaki Fed’in izlediği para politikasına borçlular. Kırıp dökmeye başlasaydı, bizim gibi kırılgan ekonomiler çok kırılır ve dökülürdü.

Mary Poppins benzetmesi

Önceliği hep istihdamdı. Ona göre işsizlik işçileri ve ailelerini hem mental, hem de fiziksel olarak mahvediyordu. Evlilikleri bozuyor, çocuklara zarar veriyordu. Obama’ya göre Yellen “kendisini istihdamı artırmaya adamış” bir kişiydi. “Amerikalılar iş bulamadığında bunun insani maliyetinin ne olacağını biliyordu.” Para politikası kararlarını istihdam alanındaki gelişmelere bağlanmıştı. Yellen Fed’den ayrıldığında işsizlik oranı yüzde 4.1’ti. Ünlü iktisatçı Joseph

Stiglitz Yellen’in eşitsizlik konusuna karşı diğer tüm merkez bankası başkanlarından daha duyarlı olduğunu söylüyor.

Liderlik tarzını ünlü film ve roman karakteri Mary Poppins’e benzeten çok olur. Poppins gibi bazı olağanüstü yetenekleri vardır, çok disiplinlidir. Serttir, katıdır ancak her zaman nazik ve hazırlıklıdır. Bazı merkez bankacıların aksine Yellen sürpriz adımlar atmak ve sürpriz kararlar almaktan hiç hoşlanmadı.

Öngörülebilirlik onun için şarttı. Parayı yönetenlerin bu özelliklere sahip olmaları aslında piyasalar açısından bir şanstır. Dengesiz ve öngörülemez liderlerin arkasını toplamak çok zor ve maliyetlidir. Yellen ise arkasında enkaz bırakmaz.

Banka iflası sonrası Fed freni gelir mi?

Amerika’da geçen hafta sonu patlayan bankacılık krizinde gözler Hazine Bakanı Janet Yellen’e döndü. Mevduat sahipleri ve yatırımcılar Yellen’in ağzından çıkacak sözlere odaklandılar. Yellen ise CBS televizyonuna çıktı ve “Bugün bankacılık sistemine halkın duyduğu güveni artırarak ekonomiyi korumak için kararlı adımlar atıyoruz” dedi. Herkesi rahatlattı. Yellen, 2008’den bu yana ABD’de en büyük banka iflası olarak değerlendirilen Silikon Vadisi Bankası’nı (SVB) kurtarmayacaklarını ancak mevduat sahiplerinin ihtiyaçlarını karşılamak ve krizin sağlam bankalara sıçramaması için çalıştıklarını söyledi.

Diğer bir deyişle SVB kurtarılmayacak ancak mevduat sahipleri korunacak. Başkan Joe Biden ise Yellen liderliğinde hafta sonu yapılan müdahaleleri ve açıklamaları överek ona güvenini bir defa daha gösterdi. SVB’nin iflası, 2008 küresel finansal krizinden bu yana ABD’de kayıtlara geçen en büyük banka iflaslarından biri oldu.

SVB’nin ardından mevduat sahiplerini korumak için kripto piyasasının önemli oyuncularından biri olan Signature Bank’a da kayyum atandı. Verilen garantilerin ardından mevduat sahipleri ve yatırımcılar rahatladılar; ama ABD Merkez Bankası Fed rahatlayamadı. Gergin Fed’in faiz artırımında hız kesmesi bekleniyor çünkü SVB bir anlamda bir yıldır süren agresif faiz artırım sürecinin kurbanı oldu. Hastalığın sistemdeki diğer bankalara bulaşmasının önüne geçilmesi için parasal sıkılaştırmada frene basılması gerekebilir.

Sonuçta an itibariyle Yellen liderliğinde sisteme duyulan güveni tekrar sağlayacak adımlar atılmış görünüyor.

Nobelli bir eş, ekonomi profesörü bir evlat

Yellen’in ağzından çıkan bir kelime ile milyarlarca dolar yön değiştirebiliyor. Fed başkanıyken de bu gücü vardı, Hazine bakanıyken de. Hatta ikisi değilken bile… Fed’den ayrılıp Brookings Enstitüsü’nde park ettiği zamanlarda her konuşması için yüklü paralar ödendi.

Yellen 2008 krizi öncesi yaklaşan krize karşı uyarıda bulunan az sayıdaki iktisatçıdan biridir. Ancak ekonomi dışında monoton biri olarak bilinir. 1946’da öğretmen bir anne ve fizik tedavici bir babanın kızı olarak doğan Yellen “hobileri olmayan sıkıcı biri” olduğunu söyler.

Genlerinde ekonomi var

Ailece ne zaman yemek için masaya otursalar hep ekonomi konuşulduğunu anlatır. Yellen gibi kocası George Arthur Akerlof da ünlü bir Amerikalı ekonomist. Berkeley’de ekonomi profesörü. 2001’de Michael Spence ve Joseph Stiglitz ile Nobel Ekonomi Ödülü’nü almıştır.

Oğulları Robert ise Warwick Üniversitesi’nde ekonomi profesörü. Henüz Nobel’i yok ama alırsa şaşırmayın, çünkü genlerinde var. Bu arada Yellen mutfakta çok yetenekli; iyi bir aşçı olduğu söylenir. Farklı malzemeleri ve tatları bir araya getirmekte usta. Zaten meslekteki en büyük yeteneği de zor konularda görüş birliği sağlamak, farklı görüşleri bir araya getirmek.

İklim değişikliği ve küresel ısınma konusunda da Yellen’den beklenti oldukça yüksek. İklim Liderliği Konseyi’nin kurucu üyelerinden biri olarak Biden yönetiminin iddialı iklim politikasına katkıda bulunma kapasitesi çok yüksek. Böyle bir dönemde Amerikan Hazinesi’nin başında onun gibi biri olması şanstır. 

Kadınların dev kurumları yönetme konusunda başarılı olup olmayacağını tartışmak hatta düşünmek ise abesle iştigaldir; cahilliktir.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*